loading

BÜYÜK ZAFERİN 100. YILI YOLCULUĞU-17


“Demir Atlı Süvariler”

09 Eylül 2022

8 Eylül gecesini Kemalpaşa kent ormanında kamp kurarak geçirdik. Gölgesinde olmaktan her daim huzur ve gurur duyduğumuz Kemal paşa olmasından mı, yoksa oksijen deposu çamların kucağında olmaktan mıdır bilemiyorum son güne dinlenmiş ve harika bir enerjiyle uyandık. Kuşluk vaktinden önce demir atlarımızla 4. Süvari Alayının süvarileri gibi İzmir’e aktık. İlk durağımız Halkapınar Şehitliği oldu.
100 yıl önce de 9 Eylül’de şafak sökerken 4. süvari alayı Sabuncubeli’nden izmir’e akmıştı. Artık İzmir’in dağlarında çiçekler açmaya başlamıştır, mavi gözlü dev Belkahve’den onları izlemektedir. Saat 09:00 sularında süvarileri Bornava’ya varırlar. Bu sırada aralıklı olarak Rum milisler bağlardan ateş açarlar, yüzbaşı Şerafettin bey bunlara aldırmaz İleri !.. komutunu vermeye devam eder.
09:30 da Halkapınar’a ulaşan Türk süvarileri burada tuzakoğlu un fabrikası yakınlarına gelirler. Tuzakoğlu fabrikası’nda “tuzak” kurulmuştur. Şerafettin bey at in! emri verir. Fakat ilk ateşle birlikte çıkan çatışmada dört kahraman Türk askeri orada şehit olur.
Akşehirli Bekiroğlu Mehmet, Antalyalı Ömer oğlu Hakkı (Sarıarslan), Nevşehirli Ahmet oğlu Seyit Mehmet ve Nevşehirli Ahmet oğlu Ahmet.
Şerafettin bey anılarında;
“Hepsinin gözleri açık ve izmir’e dönüktü” diyecektir.
(Kahramanların koyun koyuna yattığı bu alana ileriki yıllarda “Vatan-Namus Anıtı” dikilerek ölümsüzleştirilir.)
Kaybedilecek zaman olmadığının farkında olan Şerafettin bey ve süvariler hızla atlarını Konak’a doğru sürer. Bu arada sık sık küçük birlikler halinde Yunan subay ve askerleri ile karşılaşırlar. Hızla ilerleyen Türk süvarilerini gören işgal güçleri askerleri ya duvarların arkasına kaçar, ya da hiç tepki vermeden sadece izlerler. Hatta bazıları silahlarını denize atarak kendilerini korumaya çalışırlar. Küçük bir Türk süvari birliği ile İzmir’in içinde ilerleyen Yüzbaşı Şerafettin bey sonradan anılarında; Parça parça görünen o Yunan birliklerinin aslında Alaydan daha fazla sayıya sahip olduğunu öğrenir.
Tam pasaporta vardıklarına Şerafettin bey elinde silah olan bir sivili görür ve ona silahını atmasını söyler. Silahını atmayan o zat elindeki bombayı patlatarak Şerafettin beyin atının ölümüne sebep olur. Tek hedefi konak meydanı olan Şerafettin bey hızla hükümet konağına hareket eder. Türk ordusunu tekrar İzmir’de görmekten mutlu olan İzmir’lilerin alkışlarıyla Şerafettin bey ve bir askeri hükümet konağında asılı Yunan bayrağını indirip yerine Türk bayrağını çeker.

Hükümet Konağı’na bayrağın çekilmesinin hemen ardından Yüzbaşı Zeki komutasındaki süvari birliği Hükümet Konağı’nın hemen sağında yer alan ve günümüze ulaşmayan Sarıkışla’ya, Üsteğmen Arif ve takım komutanı Celal Bey ile Yedek subay Besim Efendi’nin de Kadifekale’ye bayrağı çekmesi ile İzmir’in işgalden kurtuluşu ilan edilmiş olur.
O esnada güneş batmakta, ufuk çizgisi kırmızıya boyanmaktadır.
Mustafa Kemal, önce yanan İzmir’e sonra Kadifekale’ye henüz çekilen al bayrağa uzun uzun bakar…
Uzun bir süre hiç konuşmaz…
Sağır edici sessizliği şu sözler bozar.
“Bilir misin çocuk, 1905 yılının Şubat ayıydı. Ali ve Müfit ile beraber bizi Şam’a sürmüşlerdi. İstanbul’dan kalkan Nemse vapuruna binip Beyrut’a gitmek üzere yola çıkmıştık. Vapur yolcu almak üzere Punto’da (Alsancak – İzmir) mola verdi. Biz de vapurdan inip bir atlı araba tuttuk. İzmir’i ilk görüşüm o senedir. Arabayla şöyle sahil boyunca dolaştık. Hatta bir ara Pasaportta bir lokantaya oturmaya niyet ettik ancak vapuru kaçırırız diye cesaret edemedik. O zaman güzel İzmir’in en güzel yerleri hep yabancıların elindeydi. Ne mutluyum ki İzmir’i yeniden Türk kılmak bana nasip oldu. Kız kardeşi Selanik’i kaybettik ama İzmir bizim oldu artık” der.
O sırada ağaçlıklar arasından bir atlı arabanın İzmir yönünden gelmekte olduğunu görürler. Arabacı bağıra bağıra şarkı söylemektedir. Yaveri Salih’e işaret eder “seslen bakalım nereden geliyor nereye gidiyormuş öğrenelim”
Yaver Salih gür bir sesle arabacıya seslenir;
– Nereden geliyorsun?
– İzmir’den, der arabacı.
– İzmir’de ne var ne yok?
– Askerlerimiz Kordon’da geziyor!
– Doğru mu söylüyorsun?
– Nah, işte İzmir, gidin de bakın bana ne soruyonuz diye Körfez’i işaret eden arabacı tekrar yoluna koyulur.
Körfezde hala itilaf devletlerinin gemileri vardır ve İzmir için tehlike henüz tam geçmemiştir. Bunun üzerine komuta kademesi İzmir’in hemen dibindeki Nif’te(Kemalpaşa) geceyi geçirmeye karar verirler.
***
Keşanlı demir atlı süvariler olarak Halkapınar şehitliğinde Zafer yolu yürüyüşçüleri ile birlikte bir tören gerçekleştirdikten sonra kortej için demir atlarımızı polis eskortu eşliğinde hızla tören alanına doğru sürdük. Halkapınar şehitliğinden itibaren bizlere İzmirli bisikletçi dostlarımız da eşlik etti.
Kortej başlangıç alanına geldiğimizde mahşeri bir kalabalıkla karşılaştık. Kortej yaklaşık 1,5 km mesafede olan Pasaport’ta oluşturulan tören alanına iki saatten fazla sürede ancak ulaştı. İzmir yüz yıl önce yaşanan esaretten kurtuluş sevincini tekrar yaşıyordu. Öğleden sonra Keşan belediye başkanımız Mustafa Helvacıoğlu ‘da geldi. Kendisini görmekten ve desteğini İzmir’de de bizzat yanımızda olarak göstermesinden büyük mutluluk duyduk. Daha önce randevu alarak belirlediğimiz saatte, Akşehir Batı Cephesi Karargah Müzesinden aldığımız bayrağımızı 9 kişi ile 9 gün pedal çevirerek 9 Eylül kurtuluş gününde İzmir vali yardımcımız Hulusi Doğan’a teslim ettik. 100 yıl önce Yüzbaşı Şerafettin Beyin bayrağımızı çektiği direğe zaferin mutfağı Akşehir’den getirdiğimiz bayrağın asılmasını gurur ve mutlulukla sağladık.


Teslim töreni sonunda konaklama yerimiz olan Hava gazı fabrikasına pedal çevirerek kampımızı kurduk.
O gece Tarkan konseri ile milyonlar bir araya geldi ve kurtuluşun yüzüncü yılı doyasıya kutlandı. Biz de İzmirli dostlarımızla gece geç saatlere kadar çok güzel anlar geçirdik.


Ertesi gün de bisikletlerimizi ve malzemelerimizi aracımıza yükledikten sonra bisiklet camiamızın duayeni sevgili Timukan Karaca ablamızın kahvesini içmeye gittik. Kısa bir ziyaret ve sohbet sonrasında bir Yüz yıllık macerayı da tamamlamanın gururu ile yaşam alanımız olan Keşan’a doğru yola koyulduk.
İzmir’de desteğini ve sıcak ev sahipliğini eksik etmeyen dostlarımız, Timukan Karaca, Metin Çelik , TC Başar Tekeler , Osman Aslaner , Serdar Elmas , Sebile Cumur , Güzin Arıcı , Nilgün Bilgin , Sadık Erdem , Hüseyin Eryet ‘e en içten duygularımızla teşekkür ederiz, iyi ki varsınız.

Bisiklet Etkinliği

9 EylülDemir Atlı Süvarilerİzmir'in Kurtuluşu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ana SayfaEtkiniklerİletişim