loading

BÜYÜK ZAFERİN 100. YILI YOLCULUĞU-16


“Demir Atlı Süvariler”

08 Eylül 2022

Demir

Demir atlarımız çalınma korkusuyla birbirine sarılmşlar

Turgutlu’da çok keyifli bir gece geçirdikten sonra sabah erken saatlerde uyandık.
Gece, bir hırsızlık şebekesinin bisikletlerimizi çalmak için geldiklerini öğrendiğimizde birden ayıldık. Gece yarısından sonra bir grup hırsız çeşitli senaryolarla bisikletleri çalmaya çalışmışlar. Hareketlerinden şüphelenen İzmir Büyükşehir Belediyesi lojistik ekibimizin uyanıklığı sayesinde üzücü bir olay yaşamadan geceyi atlattık.

Yunan ordusu 15 Mayıs 1919’da İzmir’i, 29 Mayıs 1919’da da Turgutlu’yu işgal etmiş. Kasabanın savunulması amacıyla kurulmuş olan Turgutlu Müdafaa-i Osmaniye Cemiyeti ve onun milis kuvvetleri işgale dirense de başarılı olamamış ve daha geri hatlara çekilerek mücadeleyi oradan sürdürmek zorunda kalmışlar. Yunan askerleri yerli Rumların da ihbar ve kışkırtmalarıyla kasabanın Müslüman halkına karşı büyük bir baskı ve terör uygulamaya başlamışlar. İşgalden kurtuluşa kadar geçen sürede, işgal altındaki pek çok yerdeki Türkler gibi Turgutlu halkı da pek çok acıya, işkenceye, hatta katliama maruz kalmış. 30 Ağustosta kazanılan büyük zaferin ardından Yunan ordusunun ülkeyi terk etmeye başlamasıyla heryerde bayram havası esmiş ama bu sefer de Yunanlılar şehirleri yakıp-yıkarak çekilmeye başlamışlar. Turgutlu yangını 4 Eylül 1922 Pazartesi günü başlamış ve iki gün boyunca sürmüş. İleri cephelerden batıya dönen Yunan askerlerinin de katılmasıyla olaylar çığırından çıkmış ve evleri tek tek ateşe verip insanları öldürmüşler, değerli eşyaları talan etmişler. Bu yangınlar 6 Eylül 1922 Çarşamba akşamına kadar sürmüş şehir adeta bir kül yığını haline gelmiş. Halide Edip’in ifadesiyle “bir yanmış ceset” haline dönüşmüştür. Tahkik-i Mezalim Heyetinin yaptığı tespitlere göre 6328 evden 201 ev sağlam kalmıştır. 10.000 civarında da insan katledilmiştir. Bu yangında pek çok tarihi binanın yanısıra, içinde birçok yazma eserin bulunduğu Paşa Camii Kütüphanesi de yanmıştır.

Yüz yıl önce yaşanmış bu acı hatıraların şehrinden ayrılıp Kemalpaşa’ya doğru pedalarımızı çevirmeye başladık.
Kemalpaşa’nın o zamanki adı Nif’tir.
Nif, 25 Mayıs 1919’dan başlayarak tam 3 yıl 3 ay 17 gün süren acı, kan, işkence ve gözyaşı dolu işgalden 8 Eylül 1922 Cuma günü, Fahrettin Paşa (Altay) komutasındaki Ordu Birlikleri’nin kahramanca mücadelesi sonucu kurtulur.
8 Eylül gecesini Salihli’de geçiren Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Genel Kurmay Heyeti, 9 Eylül sabahı Salihli’den yola çıkarak Ahmetli ve Turgutlu’ya ulaşır. O zamanki adı Kasaba olan Turgutlu, Parsa (Bağyurdu) ve Armutlu üzerinden, Türk Süvarisi önde Piyade arkada, 2 otomobille öğleden sonra Nif’e ulaşılır.
Armutlu köyünden geçerken köylüler sevinçli bir şekilde askerlerimizin girişini izlerler, onlara kırık testilerle su verirler, yürekten minnetlerini anlatmak ihtiyacıyla kendilerini paralarlar. Evleri yanmış ve dünyada üstlerindeki don gömlekten başka bir şeyleri kalmamış insanların ikram etme arzusuyla çırpınmaları yürekleri dağlar.
O sırada otomobilin yakınına sokulan sakallı bir ihtiyar, koynundan muşamba rengini almış buruşuk bir kağıt çıkarır. Önce kağıdı, sonra dikkatle Mustafa Kemal’i süzer. Yine kağıda, yine Mustafa Kemal’e bakar. Bu hareketi üçüncü defa tekrarladıktan sonra, tüyleri ürperten bir sesle, O’nun yüzüne karşı:
“Bu sensin!” diye haykırır, ve arkasını dönerek, köylülere heyecanla bağırır;
“Mustafa Kemal… Ey ahali, koşun koşun gelin, bu O’dur… Mustafa Kemal bu… Kemalimiz geldi.” diye haykırır.
Sevginin sel olup aktığı o coşkulu kalabalıktan kurtulan Mustafa Kemal 9 Eylül öğleden sonra Nif’e ulaşır. Mustafa Kemal Paşa’nın 9 Eylül 1922 tarihinde Nif’e gelmesi ve geceyi Nif’te geçirmesi bir tesadüf değildir, günlerce önceden yapılan bir planın gereği olarak gerçekleşmiştir. Şöyle ki, Büyük Taarruz’un ilk günlerinde olacakları sezen işgalci yabancı ülkelerin konsolosları toplanır. Bu toplantıdan Yunan heyetinin haberi yoktur. Bu gizli toplantı sonrasında, ilerleyişlerine bakılarak İzmir’i geri alması neredeyse kesin olarak görünen Türklerle ve başlarındaki Mustafa Kemal Paşa’yla bu durumu ve yurttaşlarının can güvenliğini müzakere etmek amacıyla gizli bir telgraf çekmeye karar verirler.
Mustafa Kemal Nutuk’ta bu olaydan şöyle bahseder;
Telgrafa cevaben, 9 Eylül 1922’de Nif’te mülâkat edebileceğimizi bildirmiştim. Dediğim günde ben Nif’te bulundum, fakat mülâkat isteyenler orada değildi.” diye anlatır.
İşgalci konsoloslar telgraflarına Mustafa Kemal’in cevabını saçma olarak değerlendirirler.
Halbuki bu cevap, Mustafa Kemal’in planlarını ne kadar bilerek ve derin bir ileri görüşle hazırladığının yeni bir kanıtıdır.
Mustafa Kemal Paşa 9 Eylül gecesini Nif’te geçirir. İşte Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, “Bütün hayatımda sevinçle geçirdiğim bir gece vardır.” dediği gecedir bu.
Öte yandan Nif’te yaşayanlar, o gecenin ve kurtarıcılarının aziz hatırasına saygı olarak yaşadıkları yerin adını “Kemalpaşa” olarak değiştirirler.
Biz de Kemalpaşa’ya varınca önce, Mustafa Kemal’in konakladığı ve bugün müze haline getirilen anı evini ziyaret ettik.
Ata’mızın o gün mutlulukla uyuduğu o odasını ve kullandığı eşyaların orjinal halinin korunduğunu görmekten çok mutlu olduk.
Atatürk anı evinin hemen altında bürosu bulunan Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Kemalpaşa şube başkanı ve üyeleri bizi misafir etti. Öğle yemek molasını burada verdik, uzun sohbetler sonunda teşekkür ederek tekrar yola koyulduk. Bugün, Mustafa Kemal’in güzel İzmir’e sevgiyle baktığı tepeye Belkahve’ye çıkıyoruz.
Belkahve’ye vardığımızda büyük taarruz bisiklet grubu için hazırlanmış bir organizasyon ile karşılaştık. Bir süre sonra Bornova belediye başkanının da teşrif ettiği mini bir tören gerçekleştirdik. Kısa süre sonra Zafer yürüyüşü yapan ekibin de gelmesiyle Belkahve şenlik yerine döndü. Kahvesini hep sade içen Mustafa Kemal, yüz yıl önce Belkahve’den, düşmanın kaçarken yaktığı dumanlar içindeki İzmir’e üzüntüyle bakar. Sonra muzaffer olmanın gururuyla bir şekerli kahve ister ve yanıbaşında duran İsmet paşa’ya dönerek “İsmet bugün çok tatlı bir gün” der.
Müze olarak oluşturulan alanı da dolaşıp, video gösterimini de izledikten sonra kamp alanımıza doğru dönüşe geçtik.
Yarın yolculuğun son günü, kutlu gün, 9 Eylül, büyük Türk milletine vurulan zincirlerin kırılıp zaferin perçinlendiği gün, heyecanımız her saniye daha da artıyor.
(devam edecek)

Bisiklet Etkinliği

BelkahveDemir Atlı SüvarilerKemal PaşaNifTurgutlu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ana SayfaEtkiniklerİletişim