loading

BÜYÜK ZAFERİN 100. YILI YOLCULUĞU-15


“Demir Atlı Süvariler”

07 Eylül 2022

6 Eylül gece Alaşehir KYK yurdunda kaldık. Bu konaklamalarda Edirne ve Keşan Gençlik ve Spor Müdürlüklerimizin büyük desteğini gördük, yürekten teşekkür ederiz.
Alaşehir’de akşam yemek için şehir merkezine çıktık. Hareketli cıvıl cıvıl bir ilçe.
Alaşehir kurtuluş mücadelesinde en ağır yarayı alan merkezlerimizden birisi. Buna rağmen bu acıları anımsatan, gelecek kuşaklara aktararan, yaşanan acıyı anlatan, dikkat çekici bir anıt, müze veya farklı bir obje olsa çok daha güzel olurdu diye düşünmeden edemiyorum.
***
3 Eylül 1922 günü bir Yunan subayı şehrin ileri gelenlerinin bazılarına şehri yakmakla görevli bir Yunan taburunun geldiğini bildirerek başınızın çaresine bakın der. Yerli Rumların başını çektiği Diyamondopulos ve arkadaşlarının klavuzluğunda şehri yakmaya ve yerli Rumların tehlikeli olarak nitelendirdiği Türkleri katletmeye başlarlar. Yangın başladıktan sonra şehirde dükkân ve evlerde yağma ve soygunlar başlar, genç kızların ırzına geçilir. Bir Yunan subay geriye kalan Türk kadınlardan 300 kişilik bir kafile yapıp tren istasyonuna götürdüğü esnada bunların üstüne Yunan makineli tüfek bölüğü tarafından yaylım ateşi açılır. Alaşehir’li bu kadınlardan büyük çoğunluğu şehit düşer ve sadece 80 kadar kadın canını kurtararak dağlara kaçar.
Yangında 2,400 kişi yanarak ve 600 kişi Yunan askerleri tarafından vurularak veya süngülenerek öldürülür. Yunan işgalinden önce 38,000 nüfusu olan Alaşehir’in nüfusu 5 Eylül 1922’de Türk ordusu tarafından kurtarılınca sadece 5,000-6,000 kadar kalır. 4,550 evin 100 kadarı hariç hepsi kül olur.Bu sırada Türk birlikleri hızla İzmir’e doğru ilerlemektedir. İlçeye yaklaştıkça üzerinde her çeşit sebze ve meyvenin yetiştiği yeşil ve bereketli Gediz Ovası, cennet bahçelerinden bir örnek sunulmuşçasına önlerinde uzandığını görürler.
Nihayet Alaşehir görünmüştür. Aman Allahım! O da ne ? Görünen şehrin adı Alaşehir ama manzaraya bakılırsa buraya, Kara şehir demek daha uygun düşer. Şehirden mavi gökyüzüne katran rengi dumanlar yükselir.
Yunan terk etmeye başladığı şehri öğle saatlerinden ihtibaren kundaklamaya, yakmaya başlamıştır.
Yunan yangın birlikleri evlere, camilere doldurduğu insanları canlı canlı ateşe verir. Vahşetin, insanlık suçunun tarihi yazılır. Havada yoğun bir et yanığı kokusu hakim olur.
Halide Edip “Türkün Ateşle İmtihanı” kitabında bu durumu “O şehri daima insan eti kokusu gelen bir fırın gibi hatırlarım”diye yazacaktır.
Gerçektende görüntü korkunçtur, şehri terk eden düşman geride yanmaktan kurtulabilmiş sadece 27 ev bırakmış, her taraf enkaz, yanmış cesetlerle doludur.
***
İşte Alaşehir’de, böyle büyük bir vahşet yaşanmasına rağmen bu acıyı tarif eden bir yapı veya müzenin olması gerekirdi diye düşünüyorum.
Bu izlenimlerle 7 Eylül sabahı tekrar düştük yola. Bu akşam Turgutlu’da kalacağız ve bugünden itibaren İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iaşe ve kamp desteğine gireceğiz. Hedefe çevirdiğimiz her pedalda heyecanımız biraz daha artıyordu.Yoğun trafikte sürücülerin destek veren kornalarıyla devam ederken çok ısrarla bir araç yolumuzu keserek bizi durdurdu. Atatürk resimleri ve sözleriyle kaplanmış kuş serisi kartal marka aracın içinden baba ve oğul olduğunu öğrendiğimiz iki kişi çıktı. Baba biraz durgun ama oğul çok ateşli bir Atatürk hayranı. Bizim yol halimizden aşka gelmiş ve ısrarla bir hatıra fotoğrafı istedi. Tabi biz de kendisini kıramadık bir hatıra fotoğrafı aldıktan sonra tekrar atladık demir atlarımıza. Bir süre sonra karşı şeritten yürüyüş yapan formalı bir grup gördük ve hemen durduk. Büyük Taarruz grubundan zafer yolunu yürüyen dostlarımız olduğunu biliyoruz, onlar olabilir düşüncesiyle yolun karşısına geçtik. Gerçekten de onlar olduğunu gördük. Biga’dan kıymetli bisikletçi dostumuz Doktor Ahmet Zeren ,kocaman yürekli genç oğlu, yine bisikletçi dostumuz Bircan Karalar ve yol arkadaşlarıyla kucaklaştık. Onlarla gurur duyduk çok zorlu ve kıymetli muhteşem bir iş çıkarıyorlardı. Yüzleri yanmış, dudakları çatlamış, ayakları patlamış ama yüreğini ortaya koymuş, bu mangal yürekli dostlarla vedalaşıp sürdük demir atlarımızı.Salihli’ye vardığımızda önce şehitliği ziyaret ettik, sonra tarihi tren garına gittik. Burada bir süre dinlenip Müdire Hanım evini ziyaret ettik. Alaşehir kadar olmasa da Salihli de Yunan yangın birliklerinden nasibini almış yarısı yakılmış bir merkezimiz.
Salihli Tren İstasyonu

Salihli Şehitler Anıtı

Kurtuluş Savaşı Şehitliği

Binbaşı Fevzi Tüzünalp Anıtı

Salihli’nin istasyon bölgesinde bulunan Müdire Hanım Evi 20. yy. başında inşa edilmiş geleneksel Türk konut mimarisinin yöresel uygulamalarından biridir. Doğu cephede yer alan ve inşa tarihine ait kitabeye göre 1901 yılında inşa edilen yapı, hem Kurtuluş Savaşına tanıklık etmiş hem de Salihli tarihinde iz bırakan olaylara sahne olmuştur. Yapı, Kurtuluş Savaşının ilk yıllarında Çerkes Ethem tarafından karargah olarak kullanılmış, sahibinin İngiliz pasaportuna sahip olması nedeniyle de Yunan işgali sırasında ayakta kalmayı başarmıştır. 5 Eylül 1922de geri çekilen Yunan askerinin yakma girişiminden de kurtulmayı başaran ev belediye tarafından kamulaştırılarak restore edilmiş ve bundan sonraki dönemde tarihe tanıklık etmiş bir yapı olarak özellikle genç nüfusun bilgilendirilmesi amacıyla kent arşivine müze olarak eklenmiştir.

Akşam üzerine doğru Turgutlu’ya ulaştık. Bu akşamdan itibaren İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği ve 24 Ağustos’tan buyana Afyon’un Dereçine beldesinden itibaren Zafer yolu yürüyüşü yapan yürüyüş ekibi ile birlikte kamp atıp aynı iaşeden faydalanacağız. Telefon ile organizasyon komitesi sorumlusu Kürşat hocadan kamp yerinin bilgisi aldık. Kamp alanı olarak kullanılan parka vardığımızda onlarca çadır kurulmuş, duş ve tuvalet tırları yerini almış, ikram, sağlık, itfaiye vb her türlü lojistik desteğin olduğu müthiş bir organizasyonla karşılaştık. Kamp alanına girer girmez herkesin ilgisi bize döndü. Bir süre tanışma ve sohbet faslından sonra çadırlarımızı kurduk. Akşam, Büyük Taarruz Bisiklet Grubu ile pedal çeviren dostlarımız Barış Öztürk ve Alaattin Alaaddin Yener abi ziyaretimize geldi, birlikte bir süre sohbet ettikten sonra dinlenme hazırlığına geçtik. Açık alan ve tanımadığımız bir yer olduğu için çalınma endişesiyle bisikletlerimizi bağladık kilitledik ve dinlenmeye geçtik.

(devam edecek)

Bisiklet Etkinliği

Binbaşı Fevzi TüzünalpDemir Atlı SüvarilerMüdire Hanım KonağıSalihliTurgutlu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ana SayfaEtkiniklerİletişim