loading

BÜYÜK ZAFERİN 100.YILI YOLCULUĞU-7


“Demir Atlı Süvariler”

02 Eylül 2022

Kocatepe’den, düşman mevzilerine akan su gibi demir atlarımızla Büyük Kalecik’e aktık. Kocatepe’ye tırmanışta yemek yemedik çünkü yemiş olsak o rampayı çıkamazdık. Öğle yemeğimizi saat 16:00 gibi Yüzbaşı Agâh Efendi şehitliğinde toprağa düşmüş kahramanların yanında yedik.
Savaşın seyrini değiştiren kahraman birliklerden, 36.Alay, 6. Bölük..
Üsteğmen Agâh Efendi’nin emrindeki bu 150 kişilik bölüğün görevi; Mustafa Kemal Paşa’nın taarruzu yönetmek için Kocatepe’ye kurdurduğu Başkomutanlık Karargâhı’nı korumak ve bu karargâha tek geçit yeri olan Kurtkaya mevkiine yakın, Afyon-Kalecik bölgelerini ele geçirmekti. Verilen görev imkânsız gibi görünse de, Yunan ordusuna hiç beklemediği bir şekilde darbe vurmak için yerine gelmesi gereken bir emirdi!
Savaş taktiği gereği, taarruza geçen tarafın 1’e 3 kuvvet oluşturması gerekiyordu. Oysa tam tersine saldırıya geçen 150 kişilik bölük, düşman birliklerinin 4’te 1’i kadar bile değildi. Buna rağmen üç kat tel örgüyle çevrilmiş Yunan savunma hattında gedik açıp, içeri girilecekti. Ve 150 kişilik bölük, 2 bin 500 kişilik düşman birliğine saldırıyı başlattı.
Birinci gün başarısız olan bölük, gece istirahat emri aldı. Üsteğmen Agâh Efendi, “Büyük Taarruz” için önem arz eden bu saldırıyı yinelemek ve kesin sonucu almak için 36. Alay Komutanı Osman Nuri Paşa’dan istirahat emrini geri almasını istedi. Gözü pek komutan, kurşun yarasının izlerini taşıyan gövdesini başıyla beraber bölüğünün önünde feda etmeye hazırdı. Bölüğünü tekrar hücum düzenine koydu.
Birinci günün sabahı başlayan çarpışmalar ikinci gün de devam etti. Demire karşı kemik misali, kurşun yağmuruna karşı gövdelerini siper alan Üsteğmen Agâh ve emrindeki bölük, nihayet tel örgüye ulaşmıştı.  Topçuların açtığı gedikten içeriye dalıp, kalabalık düşman birliğinin üzerine ilerleyen Üsteğmen Agâh, kendisini bulan kurşunla en önde koşmaya devam ediyor, ardındakilerle beraber su gibi düşmanın derinliklerine aktılar.
Hedefteki tepenin düşmandan alınması için önceden belirlenen plan gereği gelmesi gereken 8. tümene bağlı diğer birlikler geç kalmış, düşman da büyük bir takviye kuvvet almıştı. Çünkü 6. bölük, düşman savunma hattına beklenen zamandan çok daha önce dalmıştı.
Artık zaman kazanmaktan başka yapacak bir şey yoktu. Üsteğmen Agâh, bölüğünün şevkini kırmak istemiyordu. Kanayan yarasını eliyle tuttu… Ne olursa olsun düşman Kurtkaya’dan inecek ve tepenin hemen aşağısında bulunan dar boğaza sürüklenecekti.
Çarpışmalar tüm şiddetiyle devam etti. Düşman ezilip geri çekildikçe, Üsteğmen Agâh ve bölüğü de gittikçe tükeniyordu. Her şeye rağmen hedeflenen noktaya çok yakındı. Bir an başını kaldırıp etrafına baktı. Sonra yere eğildi, kaçıp giden düşman mevzilerinden bomba tüfeğini alıp, geriye haber verdi. Bu, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından verilen ve savaşın gidişatı için Türk ordusu lehine mutlak bir şekilde sonuca ulaşması gereken görevin yerine geldiğinin işaretiydi.
Kurtkaya Tepesi artık zapt edilmişti!
30 Ağustos Zafer Güneşi, kanıyla şanıyla işte böyle kahramanlar sayesinde doğmuştu.
Tam o anda sürekli ıskalayan kör kurşun bu defa gelip başını bulduğunda bölüğünün görevi çoktan bitmişti…
Başçavuş Ali, eğildi yanı başına. Bir şey söylemeye çalışan komutanı Agâh’ın, yarasını saracak ne bir teçhizatı vardı ne de zamanı. Sadece söylediklerini anlamaya çalışıyordu. Tek bir cümle duyabildi…
“Bölüğe selam… Durmayın..!”
Ve gözleri öylece kapandı…
Üsteğmen Agâh emrindeki 150 Mehmetçik ve Sinoplu Üsteğmen Feyzullah ile beraber 2500 kişilik düşman tümenine saldırarak büyük bir savaşa başladı. 26 Ağustos’ta başlayan çarpışmalar, 27 Ağustos öğleye kadar sürdü. Düşmanın içine kadar dalan Üsteğmen Agâh onlara ağır kayıplar verdirerek batı istikametine kaçmalarını sağladı.
Büyük bir takviye alan düşman birliği ile çarpışırken, Ütğm. Agâh, 100 Mehmetçik ve Üsteğmen Feyzullah ile birlikte şehit düştü. Geriye kalan 50 Mehmetçik ve gelen takviye kuvvetlerimizle düşman bu vadi içinde tamamen yok edildi.
Kahraman Üsteğmen Bayburtlu Agâh Efendiye savaş sonunda Yüzbaşı rütbesi verildi.
Aziz Ruhları Şad olun..
Minnet ve şükran duygularımızla dualarımızı gönderdik kahramanlarımıza.
Atladık demir atlarımıza Afyon’a doğru pedal çevirmeye başladık. Bizi bisikletçi dostlarımız Hasan Yapar, Yahya Küçüktütüncü ve İsmail Elçi bekliyor. Afyon girişinde Hasan bizi karşıladı ve İsmail Elçi’nin evine gittik.
Bizi kocaman bir tepsi kaymaklı ekmek kadayıfı ile karşıladılar. Şeker komasına girinceye kadar yedik, nasıl olsa yolumuz daha uzun ve acısını çıkarırız. Bu tatlı sürpriz ardından tavşankanı çaylarımızı yudumlarken keyifle sohbetimizi de ettikten sonra müsaade isteyip kalacağımız KYK yurtlarımızın yoluna koyulduk.
(devam edecek)

Bisiklet Etkinliği

100.YılAgah EfendiDemir Atlı Süvariler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ana SayfaEtkiniklerİletişim