loading

BÜYÜK ZAFERİN 100.YILI YOLCULUĞU-5


“Demir atlı Süvariler”

    02 Eylül 2022

Bugün, yolculuğumuzun ikinci günü. Sabah erken saatte Erenler KYK yurtlarından bindik demir atlarımıza. Önce savaşın kilit noktalarından olan Şuhut’a oradan da Kocatepe’ye tırmanacağız. Afyon ve Şuhut arasında canhıraş bir yol çalışması olduğunu trafiğin servis yolundan verildiğini görünce oldukça riskli bir durum ortaya çıktı. Bu yol çalışması 24-25 Ağustos 1922 de Mustafa Kemal’in dikkati farklı yönlere çekmek için Şuhut dışında yaptırdığı yol çalışmalarını getirdi aklımıza. Dalgalanan flama ve bayraklarıyla tek sıra muhteşem bir giriş yaptı Şuhut’a Sardos Keşan ‘ın demir atlı süvarileri. İlk durağımız şehitlik anıtı oldu, oradan da Şuhut’lu Şehit ve Gaziler Hatıra Merkezine gittik. Rehber Ender Öztürk’ün anlatımında harika bilgilendirmeler dinledik. Ender bey Şuhut ziyaretçimizin diğer kısmında da bize oldukça yardımcı oldu.
Burada önemli uğrak yerlerinden birisi de Büyük Taarruz Karargâhı Atatürk evi. Burası, Milli Mücadele döneminde Hacı Veli adında zengin bir kişiye ait, iki katlı kerpiç yapı. Hacı Veli aynı zamanda Kuvayı Milliye elemanı ve evini karargâh yapılması için verdiği gibi malvarlığının yarısını milli mücadele için bağışlayan gerçek bir vatansever.
Şimdi gelelim o gün Şuhut’ta yaşananlara.
Vatanda korkulu rüya içindeyiz, gerçek.
Fakat bu çok sürmez,
Mutlaka şafak sökecek.
Ateşle, kanla siler bir gün ordumuz lekeyi,
Bu, insanoğluna şerh olan mütarekeyi.
Böyle yazmış dizelerinde, Yahya Kemal BEYATLI, öyle de olacak elbet.
20 Ağustos 1922 Pazar akşamı gizlice Ankara’dan Akşehir’e gelen Gazi Mustafa Kemal Paşa Batı cephesi karargâhına ordu komutanlarını çağırarak taarruzun tarihini 26 Ağustos olarak kararlaştırır.
İşte bu tarihten sonra Anadolu Türk’lüğünün ölüm kalım harbi olan 26 Ağustos -18 Eylül 1922 Büyük Taarruz Başkomutanlık Meydan Muharebesinin planının son rötuşlarını yapmak için Başkumandan Mustafa Kemal yanında İsmet Paşa, Fevzi Paşa ve diğer paşalar ile birlikte taarruz cephesi gerisindeki Şuhut kasabasına hareket ederler.
Bu arada düşmanı yanıltmak için farklı bölgelerde yol düzeltme çalışmaları yapılmaktadır.
Mustafa Kemal ve beraberindekiler gündüzleri ağaçlıklar altında dinlenirken geceleri sessiz ve gizlice yollarına devam etmektedir.
24 Ağustos’u 25 Ağustos’a bağlayan akşamı kasaba diğer Ağustos akşamları gibi endişeli sessizliğine ve karanlığa bürünürken hilal şeklindeki ay önündeki yıldızla beraber sanki bir şeyleri müjdelercesine karanlığa inat gümüş gibi daha da kuvvetli parladığı görülür. Kasabadaki bu karanlık Hacı Velilerin konağında cılız bir ışığın belirmesiyle bozulur. Çünkü “Üç Mustafa” son kontroller için bir araya gelir.
Evet, Üç Mustafa diye anılan Mustafa Kemal, Mustafa İsmet ve Mustafa Fevzi paşalar…
Hatta o akşam Mustafa’lar tedbir için, büyük zaferin arifesinde kılı kırk yaran titizlikle aynı yerde konaklamayı bile tehlikeli görürler, üç ayrı evde kalırlar. Ama hangi evde hangi Mustafa’nın kaldığını kimse bilmez.
Başkomutan yanında İsmet Paşa, Fevzi Paşa ve yaver Muzaffer (KILIÇ) Bey ile 2 katlı kerpiç evin üst katına çıkarlar, diğer paşalar ise beraberindeki birliklerle çevredeki evlere girerler.
Petrol lambasının cılız ışığı altında yenen akşam yemeğinden sonra Başkumandan topçu cephane miktarı hakkında Muzaffer Bey’den bilgi alır ve taarruz öncesi yapılacak olan topçu ateşinin 3-4 saat süreceğini söyler. Ayrıca Mustafa Kemal’in yaveri Muzaffer Bey hatıralarında;
25 Ağustos akşamı Atatürk’ün Şuhut’ta savaş krokilerini incelerken Döğer ile Dumlupınar arasındaki mesafeyi kendisine ölçtürüp, elindeki kalemle bu noktaya birkaç defa vurduktan sonra “Döğer…Döğer…. Fakat dövemeyecekler….Buradaki kuvvetler hareketsiz kalmaya mahkumdur” dediğini belirterek Mustafa Kemal’in günler öncesinden savaşın detaylarını zihninde muhakeme ettiğini belirtir.
Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşını kesin bir zaferle sona erdirecek olan Büyük Taarruz arefesini Nutuk’ta şu şekilde belirtir. “24 Ağustos 1922’de karargahımızı Akşehir’den, taarruz cephesi gerisinde Şuhut Kasabasına getirttik, 25 Ağustos 1922 sabahı da Şuhut’tan savaşı idare ettiğimiz Kocatepe’nin güneybatısındaki Çadırlı Ordugaha naklettik.. 26 Ağustos sabahı Kocatepe’de hazır bulunuyorduk.”
25 Ağustos 1922 günü gece yarısından sonra kaldığı iki katlı ahşap evin kendisine ayrılan odasından “Anam, dua et bize, dua et bize.” diyerek dışarı çıkan Mustafa Kemal, yaveri Muzaffer Beye, “Hadi haritaları topla hareket ediyoruz.” Diyerek emrindeki askeri birliklerle beraber Şuhut’un Çakırözü Köyü üzerinden Kocatepe’nin eteklerindeki Çadırlı Ordugâha doğru hareket ederler.
Bu intikalde sessizlik için atların ayakları dâhil ses çıkaran her şeyi keçelerle sararlar.
Biz de atladık Demir atlarımıza Çakırözü köyü üzerinden Zafere giden yolda Kocatepe’ye doğru pedal çevirmeye başladık. 100 yıl önceki aynı ruh, aynı azim ve aynı kararlılıkla…
    (devam edecek)

Bisiklet Etkinliği

ŞuhutÜç Mustafa

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ana SayfaEtkiniklerİletişim